Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin
30 MART 1972 KIZILDERE Kızıldere Böyle akışın nere Bizde hal mı bıraktınSana can vere vereDere bizim deremizSuyu alın terimizSöyle nedendir dereVurulur gençlerimiz Kızıldere. Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı küçük bir köydü 30 Mart 1972 tarihine kadar.
Şuan Eregli78 de8 Kişi Online Dosya Yükle
ANASAYFA SOHBET FORUM HABERLER EMEK YAZILARI KÖŞE YAZARLARI FOTOĞRAFLAR VİDEOLAR ZİYARETÇİ DEFTERİ
 
 
CANLI DESTEK
eregli78.com DUYURU : (eregli78.com@windowslive.com)Adresine tüm dostlarımızdan haber,resim,belge vb. göndermelerini bekliyoruz -
» Haberler
[ ] ["] [&] [‘] [’] [“] [”] [<] [0] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [F] [G] [H] [I] [İ] [J] [K] [L] [M] [N] [O] [Ö] [P] [R] [S] [Ş] [T] [U] [Ü] [V] [W] [Y] [Z]
Güncel
   Guncel (1223)
EmektenHaberler
   EmektenHaberler (121)
EreğliHaberleri
   EregliHaberleri (8)
KültürSanat
   KültürSanat (167)
Ereğlice
   Ereglice (7)
Tarihte Bugün
   TarihteBugün (37)
DevrimciÖnderler
   DevrimciÖnderler (18)
DünyadanHaberler
   DünyadanHaberler (151)
Eregli78Dernegi
   Eregli78Dernegi (12)
» 30 MART 1972 KIZILDERE

Kızıldere
Böyle akışın nere
Bizde hal mı bıraktın
Sana can vere vere

Dere bizim deremiz
Suyu alın terimiz
Söyle nedendir dere
Vurulur gençlerimiz

Kızıldere. Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı küçük bir köydü 30 Mart 1972 tarihine kadar. Ama o gün büyük olaylara sahne oluyor; destansı bir direnişe, kanlı bir yargısız infaza, bir katliama tanıklık ediyordu.

Kızıldere aynı zamanda, bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan Devrimci Dayanışmanın simgesi olarak tarihe iz bırakıyordu.

Anadolu, bir kez daha, zulme ve zalime karşı, haksızlıklara ve sömürüye karşı isyan eden; halktan ve haklıdan yana yiğit insanlarını bağrına basıyordu.

"Toprakta, tohumda hakça" diyerek, isyan eden ve isyanlarıyla Selçuklu Devleti'nin sonunu getiren Baba İshak'ları, Baba İlyas'ları; "Ferman padişahın dağlar bizimdir", diyerek, zalime başkaldıran, dağları dost bilen, boyun eğmeyi değil, isyanı seçen Dadaloğlu'nu bağrına bastığı gibi.

Kızıldere’ye türküler yakıyordu, Anadolu halkı; İnancı için ölümü kucaklayan ve "Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" diyen Pir Sultan Abdal'ların yaktığı türküler gibi.

HER ŞEY ARKADAŞ İÇİN

Çünkü ;yollarından dönmeyen; bu nedenle idamlarına karar verilen üç yiğit arkadaşlarını Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i kurtarmak için, ölümü göze alıyorlardı ve gözlerini kırpmadan ölümün üstüne yürüyorlardı. Aralarındaki örgüt ayrılıklarına bakmadan, birlikte cezaevinden kaçıyorlar, birlikte eylem planlıyorlar , birlikte direniyorlar ve ölüme birlikte koşuyorlardı.

Aceleleri vardı. 9 Ekim 1971 tarihinde Denizler hakkında idam kararı verilmişti. Karar avukatlar tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay aşamasındaydı. Her an Yargıtay’ca karar onaylanabilir ve Meclis’te oylanarak idam gerçekleşebilirdi. İdamın önlenmesi gerekliydi.

İstanbul, Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi’nde; başta THKO’nun liderlerinden Cihan Alptekin ve diğer devrimciler hummalı bir faaliyet içerisindeydiler. Denizleri kurtarmak için dışarıda olmaları, bunun içinde cezaevinden kaçmaları gerekiyordu. Gece gündüz kaçacakları tüneli kazıyor, çıkan toprakları yastıklara dolduruyorlardı. Tünel bitmişti, ancak Cihan; tünelin ortaya çıkması riskini dahi göze alarak, Mahir’in Selimiye Kışlasından, Maltepe Cezaevine getirilmesini bekliyordu.

Beklenen gün geldi, iki örgüt, THKO ve THKP-C, tarihe geçenek büyük bir dayanışma içerisinde ; 29 Kasım 1971 tarihinde kazdıkları tüneli kullanarak; Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı, Ömer Ayna ve Ziya Yılmaz, birlikte cezaevinden kaçtılar.

10 Ocak 1972 tarihinde idam kararı Askeri Yargıtay’ca onaylandı. Mahir ve Cihan Ankara’da buluşarak arkadaşlarını kurtarmanın çarelerini aradılar. Artık onlardaki tek düşünce, ne pahasına olursa olsun arkadaşlarını kurtarmaktır. 3 Şubat 1972’de Askeri Yargıtay idamlarla ilgili karar düzeltmesi istemini reddeder, karar kesinleşir ve 9 Şubat 1972’de Millet Meclisi Adalet komisyonunda görüşülmesine başlanır. Bu arada cezaevinden kaçan devrimcilerden Ziya Yılmaz, 19 Şubat günü yaralı olarak yakalanır, Ulaş Bardakçı ise aynı gün İstanbul’da öldürülür. Ankara’da da Denizleri kurtarmaya çalışan THKP ile THKO arasındaki iletişimi sağlayan Koray Doğan 8 Mart 1972’de öldürülür.

Zaman hızla akmakta. Denizlerin idamlarıyla sonuçlanacak süreç hızlanmaktadır.

10 Mart 1972’de Millet Meclisi; 16 Mart 1972 günü de Cumhuriyet Senatosu idam kararını onaylar ve karar 25 Mart 1972 günü Resmi Gazetede yayınlanır. CHP’nin Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu nedeniyle infaz ertelenir.

İDAM’I DURDURMAK

15-16 Mart 1972 günlerinde Mahir, Cihan, Ömer ile Ertuğrul Kürkçü ve Ertan Saruhan, Karadeniz bölgesine geçerler. Fatsa’ya yerleşirler. Ankara’dan giden Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp ve Sabahattin Kurt da Fatsa’ya ulaşarak başka bir eve yerleşirler.

26 Mart 1972 günü Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ertuğrul Kürkçü ve Hüdai Arıkan, Ünye radar üssünde görevli, ikisi İngiliz biri Kanadalı üç teknisyeni, evlerini basarak rehin alırlar ve birlikte 28 Mart 1972 günü Kızıldere’ye gelirler. Aynı yere Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz da gelir ve burada buluşurlar.

Kaçırdıkları İngilizlere karşılık Denizlerin idamlarının durdurulmasını istemektedirler:
1. İnfazlar derhal duracak.
2. Hiçbir yurtsever ve devrimci asılmayacak
3. En çok 48 saat içerisinde bu konuda Türkiye radyolarından infazların durdurulduğu hakkında yayın yapılması şarttır.

ÖLEN KİM? YAŞAYAN KİM?

30 Mart sabahı saklandıkları köy muhtarına ait ev kuşatılır, bölgeye resmi, sivil olağanüstü güçler yığılır “Teslim olun ve rehin aldığınız teknisyenleri serbest bırakın” çağrıları reddedilir. Çünkü onlar, kendilerini değil; idama giden arkadaşlarını kurtarmak için oradadırlar. Ağır silahlarla donanmış, MİT’iyle CIA’sı ile, özel güvenlik güçleriyle binlerce kişi tarafından kuşatılmış, köy evi, yargısız infazda kararlı bu güçlerin 30 Mart 1972 saat 17:00’deki bombalarıyla yerle bir, kurşunlarıyla delik deşik edilir.

Resmi tarihe göre Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz katledilir. Ertuğrul Kürkçü ertesi gün samanlıkta sağ olarak bulunur.

Ne var ki, dönemin başbakanı Nihat Erim ölümünden sonra yayınlanan anılarında Kızıldere’de kuşatılan devrimcilerin bazılarının yaralı olarak, sağ yakalandıklarını ve daha sonra öldürüldüklerini belirtir. Bu konunun basına yansıması üzerine, bilgisine müracaat edilen Ertuğrul Kürkçü, bu bilgiyi onaylar “Sanırım yakalandıktan sonra verdiğim sorguda bu hususu ifade etmiştim” der.

Şairin dediği gibi "Ölen kim gerçekte, yaşayan kim?"

Yazan eregli78 | 28.03.2010 20:36:50 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 10564 | Yazdır | Gönder | Word indir
    
» Haber Ara

Başlıklarda : Haberlerde :
» Haber Ekle
Editörü Aç



» Menü
» Ana Menü Ana Sayfa Forum Haberler Dosyalar Ereğli Yaziları Köşe Yazarları Resimler Videolar Üyeler Ziyaretçi Defteri » Araçlar Admine Ilet Tavsiye Gönder E-Mail Gönder TELEVİZYON Radyolar
»Copyright
2008 © Eregli78.com (CCP Portal)