Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin
Hatırlamak Ve Hatırlatmak AdınaHATIRLAMAK VE HATIRLATMAK ADINA Ekim ayı yine bildiğimiz ayazında olsada biz tüm sıcak düşlerimizle söylüyorduk “at martini bre Hasan dostlar dinlesin….” Yılmaz Güneyin ”ARKADAŞ”filmini izlemiştik… Eve dönüşümüzde kendi
Şuan Eregli78 de5 Kişi Online Dosya Yükle
ANASAYFA SOHBET FORUM HABERLER EMEK YAZILARI KÖŞE YAZARLARI FOTOĞRAFLAR VİDEOLAR ZİYARETÇİ DEFTERİ
 
 
CANLI DESTEK
eregli78.com DUYURU : (eregli78.com@windowslive.com)Adresine tüm dostlarımızdan haber,resim,belge vb. göndermelerini bekliyoruz -
» Haberler
[ ] ["] [&] [‘] [’] [“] [”] [<] [0] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [F] [G] [H] [I] [İ] [J] [K] [L] [M] [N] [O] [Ö] [P] [R] [S] [Ş] [T] [U] [Ü] [V] [W] [Y] [Z]
Güncel
   Guncel (1223)
EmektenHaberler
   EmektenHaberler (121)
EreğliHaberleri
   EregliHaberleri (8)
KültürSanat
   KültürSanat (167)
Ereğlice
   Ereglice (7)
Tarihte Bugün
   TarihteBugün (37)
DevrimciÖnderler
   DevrimciÖnderler (18)
DünyadanHaberler
   DünyadanHaberler (151)
Eregli78Dernegi
   Eregli78Dernegi (12)
» Hatırlamak Ve Hatırlatmak Adına
HATIRLAMAK VE HATIRLATMAK ADINA
Ekim ayı yine bildiğimiz ayazında olsada biz tüm sıcak düşlerimizle söylüyorduk
“at martini bre Hasan dostlar dinlesin….”
Yılmaz Güneyin ”ARKADAŞ”  filmini izlemiştik… Eve dönüşümüzde kendi gerçeğimizden kıyaslıyarak filmin her sahnesini atıflarda bulunup eleştiriler yöneltiyorduk. Hüzünleniyor, cesaretleniyor, gülüyorduk. Filmi izlerken birkaç it bizim arkamızda kümelenmiş benim sırtıma tükürmüşlerdi. Belliki hazırlıklı gelip salonu akıllarınca provake edeceklerdi. Herzamanki sakinliği ile benim kolumu tutup kulağıma  “onlar hazırlıklı gelmişler akıllı ol” dedi. Ben yinede arkama dönmeden bilinen küfürlerimden birini yüksek sesle söyledikten sonra onun kadife sesiyle bana söylediğini ben kalınlaştırmaya çalışarak ve kendimden bir şeyler ekleyerek onlara söyledim. ”akıllı olun buradan leşiniz çıkar…” Mahalleye gelmiştik. Emel’in kayınpederinin evinin olduğu sokağın köşesinde Ümit’in evinin olduğu yönde üç dört karaltı görmüştüm. Caminin önüne geldiğimizde musalla taşının arkasından adları gençleri kurşunlamakla anılan herkesin bildiği o itlerden beşi fırlayıp ellerindeki silahların kabzaları ile kafalarımıza vurmaya başladılar. Ben düştüğüm yerden adı Mustafa olan itin bacak arasından fırlayıp doğruca “Kemal amcanın” evine koştum. Avluda kırılmış odunların üzerinde duran bir baltayı kapıp onların üzerine doğru koşarken değirmen sokağından bizim önümüzü kesecek yönden iki it daha fırlamıştı. Silahlarını bana doğrultup ”sıra sende Allahsız” naraları atarken, o beş kişinin arasında bir yandan slogan atıp bir yandan kendini savunmaya çalışıyordu. İtlerde bir yandan vurup bir yandan ”Allahsız komünistler sıra sizde” ve benzeri bildik sloganlarla karşılık verince gürültüye mahallenin lambaları yanmaya başlamıştı…
Onların anlık duraksamasından fırlayan BAYRAM kapalı çeşmeyi kendine siper ederek oda kendini avluya attı. İki evli olan babası hem şehrin en iyi kemancılarından hemde en iyi at cambazıydı. Eşlerinden her birinin oturduğu iki katlı iki evin avlusunda üvey annesinin her zaman açık olan kapısından içeri yel gibi girip ilk;
Cüneyt Arkının “Köroğlu” filminde gördüğümüz “tüfek icat oldu mertlik bozuldu” diye tanıtılan dolma bir tüfek ile dışarı fırladı, tekrar içeri girip dışarı çıktıktan sonra;
_Ya bu nasıl dolduruluyor biliyormusun?...
diye bana sorup ani bir kararla dışarı fırladı…
Bu arada üç ayrı noktada pusu kuran itler caminin önünde toplanmış küfürle karışık slogan atıyorlardı, Bayram boş tüfeği itlere doğrultup…
_Gelin lan şerefsizler…
diye bağırırken cadde artık komşularla kalabalıklaşmış bu arada itler sonradan ortaya çıkan iki arabaya binip defolmuşlardı.
Bir yıl sonra okulu bitirip askerliğine karar aldırmıştı. Amacı bir an önce gelip yurt dışında iyi bir işe yerleşmekti. O askerlik dönüşü benim içerde olduğumu öğrenince önce annemi ziyaret etmiş daha sonra bana gelerek ,
_Burada usludur annen çok üzülüyor.
diye beni cahilce yapılacak davranışlardan alıkoymaya çalışmıştı. Martın ilk haftası bitmişti. Ziyaret günüydü, ziyaretçiler genellikle hepimizle görüşmeye çalışırdı.
Şehri;
_Çalgıcı Kemalin oğlu vurulmuş, ortalık mahşer yeri…
diye olayı bana duyurduğunda Bayram hiç aklıma gelmemişti.
_Hangi Kemal?
diye tekrar Şehri’ye sormuştum. Onun “cinli barıda” yine alçakça bir pusuda vurulması benim ona verdiğim “sözü” tutmamı da engellemişti…
Aynı gün isyan çıkmış cezaevi müdürü de dahil bir çok kişi rehin alınmıştı.Yerel bir gazetede bizim ”helikopter” isteyip “LİBYA” ya gitmek istediğimizi yazmıştı.
Birkaç gün sonra benimde aralarında bulunduğum dört kişi bir başka cezaevine sürüldük…
Şahabettin sömestri tatiline gelmişti.
O dönemde biz liseli gençlik içinde “ürettiklerimiz üzerinden kar payı” istemiyle endüstri meslek öğrencilerini bir araya getirmeyi çalışıyorduk.
Ticaret ve endüstri meslek öğrencilerinin katıldığı bir toplantıya oda katılmak istemişti.
Ben onu salona çıkarıp, ilk defa böyle bir toplantıya katılan öğrencilerin olduğunu,
Öğrencilerin rahatsız olabileceğini söylemeye çalışırken o kararlı bir ifade ile
_İnsanlar yaşadıklarını paylaşmadan bir birinden bir şeyler öğrenemez
diyerek tekrar toplantı odasına girmişti.
O gün bu ülkede farklı milliyetlerden halkların olduğunu, halkların, kardeş olduğunu ve öğrencilerin kardeşliği savunmaları gerektiği üzerinden uzunca konuştu. Sonraki birkaç gün ise o günlerde Kürt siyaseti içinde yeni bir oluşumun varlığından ve bu anlayışın kendinden başka herkese ırkçı ve şovenist yaklaşımından “ezen ulus ,ezilen ulus” düşüncesi tartışılırken kendisinin “halklar , halkları, emekçiler, emekçileri ezemez “ düşüncesinden dolayı aynı oluşumca tehdit edildiğini bize aktarmıştı. Ve tekrar Diyarbakır’a dönüp dönmeme konusunda tüm arkadaşlarına danışmış ve hepimizle vedalaşmıştı.
Yine bir mart ayazıydı. Ayın son günleri yine bir okul yoluna kurulan pusu ve otomatik tüfeklerle katledilen “Yurt sever Devrimci” bir genç.
Bayram’ı “cinli barı” da, Şahabettin’i okul yolunda katledenleri birleştiren; insanlığı ezeli ve ebedi olarak bir birinden koparmak, ayırmak, köleleştirmek, isteyen kendinden başka her düşünceyi ölümle yok etmek isteyen, gerçekte sermayenin çöplüğünden beslenen bu gün ise ABD’nin Irak’ta kuklası bir iktidarı “bağımsız bir devlet” sanan düşünceyle aynı düşünceydi…
Bu gün onları anarken hatırlamak ve hatırlatmak adına söylenecek en doğru söz
“Emek Özgür Olmadan, Halklar Özgür Olamaz” düşüncesidir.

Cumali Görgenç

Yazan eregli78 | 22.03.2011 02:28:52 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 9321 | Yazdır | Gönder | Word indir
    
» Haber Ara

Başlıklarda : Haberlerde :
» Haber Ekle
Editörü Aç



» Menü
» Ana Menü Ana Sayfa Forum Haberler Dosyalar Ereğli Yaziları Köşe Yazarları Resimler Videolar Üyeler Ziyaretçi Defteri » Araçlar Admine Ilet Tavsiye Gönder E-Mail Gönder TELEVİZYON Radyolar
»Copyright
2008 © Eregli78.com (CCP Portal)