Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin
Biz Ölerek mi Yaşamayı Öğreneceğiz Hala BURCU KARAKAŞ'TAN Biz Ölerek mi Yaşamayı Öğreneceğiz Hala Metin'in kafasından polis karakoluna uzanan darp, hepimize bir şeyler hatırlatmalı. Hala bir şeyler karalıyorsak, öldürülen, dört duvar arasında süründü
Şuan Eregli78 de12 Kişi Online Dosya Yükle
ANASAYFA SOHBET FORUM HABERLER EMEK YAZILARI KÖŞE YAZARLARI FOTOĞRAFLAR VİDEOLAR ZİYARETÇİ DEFTERİ
 
 
CANLI DESTEK
eregli78.com DUYURU : (eregli78.com@windowslive.com)Adresine tüm dostlarımızdan haber,resim,belge vb. göndermelerini bekliyoruz -
» Haberler
[ ] ["] [&] [‘] [’] [“] [”] [<] [0] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [F] [G] [H] [I] [İ] [J] [K] [L] [M] [N] [O] [Ö] [P] [R] [S] [Ş] [T] [U] [Ü] [V] [W] [Y] [Z]
Güncel
   Guncel (1223)
EmektenHaberler
   EmektenHaberler (121)
EreğliHaberleri
   EregliHaberleri (8)
KültürSanat
   KültürSanat (167)
Ereğlice
   Ereglice (7)
Tarihte Bugün
   TarihteBugün (37)
DevrimciÖnderler
   DevrimciÖnderler (18)
DünyadanHaberler
   DünyadanHaberler (151)
Eregli78Dernegi
   Eregli78Dernegi (12)
» Biz Ölerek mi Yaşamayı Öğreneceğiz Hala

BURCU KARAKAŞ'TAN
Biz Ölerek mi Yaşamayı Öğreneceğiz Hala
Metin'in kafasından polis karakoluna uzanan darp, hepimize bir şeyler hatırlatmalı. Hala bir şeyler karalıyorsak, öldürülen, dört duvar arasında süründürülen, işten çıkartılan arkadaşlarımız için olmalı.
Meslektaşım Metin Göktepe, öldürüldüğünde yaşıtımdı. Metin gazeteciydi, 28'ine basamadan işkence altında öldürüldü.
Evrensel muhabiri Metin Göktepe, 8 Ocak 1996'da Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen Rıza Boybaş ve Orhan Özen'in cenazeleri için evden çıktı. Annesi Fadime hanıma, "Bugün cenazeler gelecek. Tutukluları öldürmüşler" dedi.
Polis, cenazenin olduğu bölgeye barikat kurmuştu.
Metin'in sarı basın kartı yoktu. Bu nedenle, haberi izlemesi engellendi. Israr edince gözaltına alındı.
Onunla beraber gözaltına alınanlarla Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü.
Fadime ana oğlunu sabaha kadar bekledi ama Metin gelmedi.
Oğlu Aziz'in sabaha karşı ağladığını duydu. Aziz, "Ağabeyimi vurmuşlar" diyebildi.
Fadime ana evden çıkmak için etrafına bakındı da evin içinde kapıları bulamadı. Yalnız, bir balkonun kapısını açık gördü.
O anda Metin'e gitmenin tek yolunu o balkon kapısı belleyince atlamaya çalıştı. Komşular yetişti.
Gözaltına alınanları ayakkabılarıyla çiğniyordu polisler işkencehaneye çevirdikleri kapalı spor salonunda.
Metin'in gazeteci olduğunu biliyorlardı. Gazeteci olmak demek, "özel muamele görmek" demekti.
Coplarla, sopalarla vurdular. Bayılınca su döküp ayılttılar. Sonra tekrar vurmaya başladılar.
Ağzı burnu kan içindeydi. Dövmeye devam ettiler. İşleri bitince de bir büfenin önüne attılar Metin'i.
***
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin'in gözaltına alınmadığını söyledi. Sonra bu açıklamasından geri adım attı ama yine kuyruklu bir yalan taktı peşine: "Akşama doğru serbest bırakıldı."
Bu kadarla da yetinmedi. Çay bahçesinde otururken fenalaştığını, sandalyeden düşerek öldüğünü iddia etti.
İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise kuvvetle muhtemel daha inandırıcı bir açıklama olacağını düşünerek, "Duvardan düştü" dedi Metin için.
Metin resmi açıklamalarda bir sandalyeden bir duvardan düşerken, gerçeği örtbas etmeye çalışan muktedirler, içinden çıkamayacakları bir pisliğe düştüler.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise "Cinayeti polis işlemiştir" tabirini "beğenmediğini" açıkladı.
Öyle ya, bir vukuat olduysa da neticede münferitti.
Yani Demirel'in deyişiyle, münferit bir hadiseden yola çıkarak devleti suçlamamak gerekirdi.
Duvar açıklaması ile dünya basın tarihine geçen Bakan Ünüsan, Metin'in gözaltında işkenceyle öldürüldüğüne dair rapor tamamlandıktan sonra, sanki bundan daha önce haberi yokmuş gibi, sanki yüzsüzlük kelimesi kendisi için türetilmiş gibi, özür diledi.
 ***
Dün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ydü.
Gazeteciler olarak üç gruba ayrılıyoruz:
Çalışanlar, çalışamayanlar ve çalıştırılmayanlar.
Metin gibi öldürülen meslektaşlarımız "çalıştırılmayanlar" kategorisine denk geliyor.
Basın susturuldukça, kamu vicdanı köreliyor.
Metin'in kafasından polis karakoluna uzanan darp, hepimize bir şeyler hatırlatmalı.
Her ölüm erken ölüm ama hepsi bir şeyler ifade edebilmeli arkada kalanlara.
Hala bir şeyler karalıyorsak, öldürülen, dört duvar arasında süründürülen, işten çıkartılan arkadaşlarımız için olmalı.
Can Yücel, yazının başında yer alan, bir ölümün yalnızca 9 kelimeyle ancak bu kadar keskin anlatılabileceği dizelerin devamında sorar:
"Biz ölerek mi yaşamayı öğreneceğiz hâlâ..."
Nacizane cevap verelim ustaya:
Biz aslında ölmeden yaşamayı öğrendiğimiz vakit açacağız gözlerimizi dünyaya. (BK/NV)
İstanbul - BİA Haber Merkezi  11 Ocak 2014, Cumartesi

Yazan eregli78 | 11.01.2014 23:44:40 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 2063 | Yazdır | Gönder | Word indir
    
» Haber Ara

Başlıklarda : Haberlerde :
» Haber Ekle
Editörü Aç



» Menü
» Ana Menü Ana Sayfa Forum Haberler Dosyalar Ereğli Yaziları Köşe Yazarları Resimler Videolar Üyeler Ziyaretçi Defteri » Araçlar Admine Ilet Tavsiye Gönder E-Mail Gönder TELEVİZYON Radyolar
»Copyright
2008 © Eregli78.com (CCP Portal)